
Geçtiğimiz aylarda, tam da Türkiye-İsrail arasında gemi krizi yaşanırken, İsrail’e bir grup İsrailli yöneticiyi eğitmek için gittim. İsrail’in iç güvenlik konusunda ne kadar hassas olduğunu bilen ailem ve arkadaşlarım girişte ve çıkışta problem yaşayacağımı düşündükleri için gitmemem konusunda telkinde bulunduysalar da ‘profesyonellik’ ağır bastı ve tedirginlikle de olsa uçağa bindim… İşlemlerin uzun sürmesi haricinde bir problem yaşanmadı; üç gün boyunca kalacağım otele akşam saatlerinde vardım.
Odaya girdiğimde çalışma masasının üzerinde “Müşterilerimize Verdiğimiz Sözler” başlıklı, üçe katlanmış küçük bir kağıt dikkatimi çekti. İncelerken bunun, otelin bağlı olduğu zincire ait olan bir vizyon olduğunu farkettim. Okuduklarımın müşterilere ‘birinci sınıf servis’ vermenin sözünü vermesi ilginç geldi, çünkü daha otele girişimin ilk dakikalarında bu ifadenin tam tersi negatif durumlarla karşılaşmıştım (hızlı iş yapan ancak göz teması kurmayan ve gülümsemeyen ön-büro çalışanı, yanmayan çalışma masası lambası).
Düşündürücüydü… Belli ki birileri kağıtta yer alan vizyon-misyon-şirket değerleri’ni bir araya getirmek için oldukça uzunbir zaman ve enerji harcamıştı.
1990′ların başından beri şirketler vizyonlarını yazmakla uğraşıyorlar. Üst düzey yönetimler seferber oluyor, çalışanlar sürece dahil edilmeye çalışılıyor, ARAMA toplantıları yapılıyor, toplantı salonlarında saatler harcanıyor. Sonuçta iki cümle çıkıyor. Bu iki cümleyi bir araya getirmek için ortaya konan büyük enerji ve zaman var. Değer mi? Tabi ki evet. Sonuçta, şirketin nereye gittiğiyle ilgili bir ifade bu…
Peki, buraya kadar bir problem yok. Herkes hemfikir. Vizyon önemli.
Büyük ihtimalle sizin şirketinizin de bir vizyonu var. Takım çalışmasının önemli olduğunu, müşteri odaklı olduğunuzu ifade eden…
Bu noktada çok basit bir soru sormak istiyorum: Vizyonunuz işe yarıyor mu?
İşte, bunun üzerinde düşünelim derim biraz…
Klişelerle Dolu Temenni Listeleri
Büyük araştırma şirketlerinin yaptığı araştırmalar günümüzde şirketlerin stratejik araç olarak kullandıkları vizyon’larının şirketin hedefini, kültürünü ifade etmekten çok, genel bir temenni listesi olduğunu gösteriyor.
Yani birçok şirket vizyonunda ‘…biz takım çalışmasına inanırız.’ derken, aslında ‘ah keşke takım olarak çalışabilsek, ne iyi olurdu’ demeye getiriyor. Yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi, ‘biz müşteri odaklıyız’ derken de ‘…müşteri odaklı olmak istiyoruz.’
Bu bir yere kadar affedilir… Sonuçta vizyon dediğimiz şey, gelecekle ilgili bir görüntü. Ancak ifadeler genel ve klişelerle dolu olduğu anda inandırıcılığını iyiden iyiye kaybediyor. Öncü şirket olmak, sektör lideri, vs gibi ifadeler sıkça kullanılıyor. Orjinal ifadeler ve şirketleri gerçekten diğerlerinden farklı kılan özellikler vizyonda yer almıyor.
Karmaşık, Anlaşılmaz İfadeler
İletişimin temel kurallarından bir tanesi mesajı basite indirgemektir. Amacımız ne olursa olsun, verdiğimiz mesajları basit cümlelerle, kısa bir şekilde ifade etmemiz gerekir. Bu şüphesiz daha zordur; ama kesinlikle daha etkileyicidir. Uzun ifadeler okunmaz, akılda kalmaz.
Aksiyon Planı
Vizyonunuz tamam; kısa-net ifadelerle etkileyici birkaç cümleyi oluşturdunuz. Peki, bu vizyona nasıl ulaşacaksınız? Bence bu atlanmaması gereken bir nokta. Zira çalışanlarınız bu etkileyici vizyonunuzun altındaki aksiyon planını bilmek isterler. Bu bilgi çalışanlara verilmeli, aksiyon planının belirli bölümleri paylaşılmalı.
Ve bir Örnek…
Şu ana kadar birçok şirket vizyon-misyonunu inceledim; birçok şirketin vizyon oluşturma aşamalarına katıldım. Çıkan sonuçlara baktığım zaman, karşılaştıklarımın büyük bölümünün beni etkilemediğini, aklımda kalmadığını görüyorum.
Vizyon denince ilk aklıma gelen ve her okuyuşta beni ürperten tek bir ifade var. Kısıtlı kaynaklara, imkansızlıklara karşın başarıya ulaşmış. Kesin bir meydan okuma, kesin bir reddediş… Tükenmiş bir halkı ayağa kaldıran, enerji veren sözler: İstiklal Savaşı’nın Vizyonu.
Ondan öğreneceğimiz ne kadar çok şey var, değil mi?
“Türk Halkı yüzyıllardır özgür ve bağımsız yaşamış; bağımsızlığı hayatının gereği saymış bir ırkın kahraman evlatlarıdır. Bu ulus istiklalsiz yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır. Ya İstiklal, ya ölüm!”
Mustafa Kemal, 1919
* Yazı hakkındaki yorumlarınızı aşağıdaki “leave a comment” yazısına tıklayarak bırakabilirsiniz.


Son Yorumlar