Haftanın Sözü

"Şirketler içindeki problemlerin %94'ü sistem kaynaklı, sadece %6'sı insan kaynaklıdır."
Dr.Edwards Deming

Dosya Paylaşımı

Takvim

Şubat 2013
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ara   Nis »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728  

Tuzak

Tuzak

Eğitimciliğe yeni başladığım yıllarda, bundan 15 sene önce, çalıştığım şirket beni Atina’ya 10 günlük bir “eğitici eğitimi” programına göndermişti.  Program şirkete yeni başlayan eğitim müdürleri için dizayn edilmiş, içinde katılımcıların eğitimin nasıl yapılacağından, eğitim bölümünün nasıl yönetileceğine kadar geniş bir yelpazede bilgi-beceri sahibi olabileceği bir içerik hazırlanmıştı.  Oldukça faydalandığım, etkili bir programdı.

Program yöneticileri yaşını almış, tecrübeli eğitimcilerdi.  O zamanlar eğitimler tepegözle yapılırdı, barkovizyon ve powerpoint yeni çıkmıştı.  Tecrübeli eğitimciler bize sıkı sıkı tembihlemişlerdi: “Sakın barkovizyon kullanmayın, sadece tepegöz kullanın.  Yoksa eğitimi öldürürsünüz.”  Biz de önümüzdeki defterlere hemen not almıştık.

Aslında haklı oldukları bir konu vardı: “Fazla powerpoint eğitimin ruhunu öldürür.”  Ancak zaman içinde gördüm ki, sınırlı ve gerektiğince kullanmak en doğrusuydu.  Aksi taktirde bu durum, trafik kazaları oluyor diye otomobilleri yasaklamak veya adamın biri fazla alkol alıp rezalet çıkardı diye içki satışını yasaklamak kadar saçma…

Sonuç olarak,  bu durum elimizdeki aracı nasıl kullandığımızla alakalı.

Yıllar geçti.  Teknolojinin de gelişmesiyle çok farklı araçlar kulanılmaya başlandı.  E-learning (e-öğrenme), webinarlar, telefonlar üzerinden eğitimler yaygınlaştı; eğitim dünyası renklendi.  Özellikle e-learning çok yaygın kullanılıyor; büyük şirketler kendi platformlarını kuruyorlar, küçük şirketler ise danışman firmaların platformlarını kullanarak hızlı ve basit bir şekilde çözüm bulabiliyorlar.  Yoğun bir talep var ve ülkemiz de bu konuda oldukça iyi bir yerde.

Klasik sınıf eğitimine kıyasla e-learning’in avantajları oldukça fazla: Maliyetlerin düşük olması, zamanı daha etkili kullanmak, katılımcıların istedikleri yerde, zamanda ve hızda eğitimi tamamlayabilmeleri gibi…

Buna karşın, ASTD “2012 State of the Industry Report”a göre, e-learning (self-paced) kullanımı son 1 yılda düşüşte (2010′da %25.5 olan kullanım oranı 2011′de %20.07).  Şirketler hala yoğun olarak bir eğitimci yönetimindeki eğitimleri tercih ediyorlar.  2010′da %69.7 olan bu oran 2011′de %72.7′ye yükselmiş.

Oysa ki birkaç yıl önce e-learning’in büyük bir hızla sınıf eğitimlerinin yerini alacağı, avantajlarından ötürü tüm sektörlerde hızla yaygınlaşacağı beklenmiyor muydu?  Ne oldu peki?

Benim yorumum şu; e-learning konusunda bazı yanlış uygulamalar bu alandaki popülariteyi azalttı; katılımcıların ve uygulayıcıların tepkisine sebep oldu.  Gözlemlediğim iki tanesini aşağıda yorumladım:

Zorunlu Eğitimler

Şirketlerimizde tüm çalışanların veya belirli bir çalışan grubunun alması gereken “zorunlu eğitimler” var.  Bu eğitimler çoğu zaman güvenlik, uyum ve yasalarla ilgili eğitimler.  Amaç, genelde bir beceri kazandırma değil, bilgi aktarımı.  Bu tür eğitimler yaygın olarak e-learning araçlarıyla yapılmaya başlandı.  Çözüm hızlı ve basit; hazırla dosyayı, koy sisteme, katılımcılara e-postaları da atınca, tamamdır.

Tamam mı gerçekten de???  Hayır!

Bir eğitim ve öğrenim sürecinin başarılı olabilmesi için en önemli faktör öğrenci’nin motivasyonudur.  Yönetim tarafından “zorunlu” olarak etiketlenmiş, bir e-mail yolu ile “nazikçe(!)” tamamlanması istenen bir program nasıl motivasyon yaratabilir?  Eğitimin zorunlu olması, eğitim aktivitesinin bir yetişkinin önüne “bu eğitimi iki hafta içinde tamamlaman gerek aksi taktirde yöneticine raporlanacaksın” ifadeleriyle sunulması, yetişkin eğitimi felsefesine temelden aykırı.  Yetişkin bir konuyu öğrenmesi konusunda gereklilik ve ihtiyaç duyduğunda öğrenir.

Evet, kısa sürede hızlı ve az maliyetli bir sonuç alabilirsiniz, belki kağıt üzerinde katılım oranları yüksek görünecektir.  Ama çalışanları eğitimden nefret ettirme pahasına.  Çok küçük bir öğrenmenin gerçekleşeceği de kesin…  Amacımız öğrenme’yi gerçekleştirmek değil miydi?

Tek Taraflı İletişim

E-learning araçlarında kullanılan paylaşım platformlarının en büyük eksikliği: İletişim. Yöntem olarak da, katılımcıların sadece yazıları okuması ve sesleri dinlemesi oldukça yaygın.  Bu yaklaşım çoğu katılımcıyı ilk dakikalardan itibaren sıkıyor ve konudan koparıyor.  Bu tür eğitimlerde katılımcılar genelde eğitim sayfalarını hızlı hızlı geçiyorlar.  En sonda bir sınav varsa, genelde yandaki sandalyeye çağırılan, işi bilen bir arkadaş yardımcı oluveriyor.

Oldu mu???  Hayır, bu da olmadı…

Ne yapmak lazım; e-learning platformlarını etkili görsel ve uygulamalarla desteklemek lazım.  Katılımcılar arasındaki iletişimi de ne kadar üst düzeye çıkarabilirsek, o kadar iyi.

Sonuç olarak…

Bu konu dünyada bir tartışma konusu.  Farklı fikirler var.  Benim de dahil olduğum çoğunluk ise e-learning’in sınıf eğitimine alternatif olamayacağı kanısında.  Sınıf içindeki paylaşım zenginliği; katılımcıların eğitimci ve diğer katılımcılarla girdiği diyalog, iletişimin çok boyutlu bir şekilde kullanılabilmesi; sınıf eğitimini öne çıkarıyor.  E-learning ise bütünsel programlarda öğretim araçlarından biri olabilir, katılımcıları konuya ısındırma, pekiştirme veya eğitim sonrası hatırlatma aracı olarak etkili bir şekilde kullanılabilir.  Tek başına, bilgi ve beceri aktarımı sağlamak için ise, bence, uygulamaya geçmeden önce iki defa düşünmek lazım…  Akılcı kullanmak lazım…

Eğitimcilik özen ve dikkat ister.  Bu ikisi olmayınca da ortaya çıkan şeye eğitim denmez, maalesef…

Not: Konu tartışmaya çok açık.  Yorumlarınızı bekliyorum.

2 comments to Tuzak

  • E-learning platformlarını etkili uygulamalarla desteklemek konusundaki görüşünüze katılıyorum. Uzun süredir kullanılmakta olan (resim+metin+seslendirme formatında) gelenekselleşmiş uzaktan eğitim modeli yerine, oyunlaştırma yöntemini kullanan interaktif modellere yönelmemiz gerekiyor. Tasarımı geleneksel uzaktan eğitim modeline göre daha maliyetli olsa da iş sonuçlarına katkısı daha fazla ve sınıf eğitimlerinden daha az maliyetli.

  • Güvenç Altaş

    Benim düşüncem eğitim metodları içerisinde, iş üstü öğrenme yaklaşımının,teknolojinin desteğiyle daha fazla kanıksanacağı yönünde.Sınıf içi eğitimlerin önemini korurken,iş üstü uygulamaların geliştirilmesi yönünde kararlılığın ve yatırımın artacağını düşünüyorum.Eğitim günleri ve saatleri azalırken,iş üstü öğrenme koçluğu yöneticilerin yetkinlikleri içerisinde yerini almalı.Aynı sektörde ( örneğin satış ) yer alan firmaların daha çok birbirinden ve sosyal öğrenme yaklaşımını benimseyerek öğrenme sistemlerini güncelleyebilecekleri unutulmamalı.

Leave a Reply

  

  

  

You can use these HTML tags

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>