
Milletçe zor günler geçirdik. Haftalar sonra benim aklımda yukarıdaki iki fotograf kaldı. Yaşadıklarımızı bize belki de en iyi anlatan görüntüydü. 1999-Gölcük, 2011-Van: Aradan 12 sene geçmiş; yaşananlar aynı, fotograf kareleri benzer…
Bu durum iki şeyi bize çok net olarak gösterdi bence:
-
Türkiye olarak bir “öğrenen organizasyon” değiliz.
-
Kriz yönetiminden hiç ama hiç anlamıyoruz.
Kriz yönetimi, olası bir krizin engellenmesi için uyarı sinyallerinin belirlenerek, koruma ve önleme mekanizmalarının kurulması, mevcut bir krizin ortadan kaldırılması veya zararlarını en az düzeye indirebilecek önlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasıdır.
Kısacası kriz yönetimi, kriz durumu meydana geldikten sonra şuursuzca etrafa koşuşturup birşeyler yapmaya çalışmak değildir. Buna kriz yönetimi değil, çaresizlik denir.
Kriz yönetimi kriz öncesi yapılır. Kriz riskleri hesaplanır, alternatif olasılıklar değerlendirilir; bunlara karşı aksiyon planları hazırlanır. Ön hazırlık ve planlama anahtardır; zira kriz anında düşünmeye ve planlamaya zaman yoktur; krizden en az hasarla çıkmak için hızlı hareket etmek gerekir. Kriz sırasında ve sonrasında yapılacakların da önceden planlanmış ve düşünülmüş olması gerekir.
Özellikle böyle bir durum daha önce başınıza gelmişse ve aynı duruma yine kriz yönetiminden yoksun yakalanıyorsanız bunun tek bir açıklaması vardır: Öğrenmiyorsunuz, akılcı değilsiniz. Yazık!

Bugün 10 Kasım. Bu yetersiz, basiretsiz, zavallı yöneticileri gördükçe onun devlet adamlığını ve akılcılığını bugün daha da çok özlüyoruz.

Son Yorumlar